Ülke

Hogwarts’daki İlk Günüm – Paralel Evren

Yukarıdaki Hogwarts sınıf ambiyans videosunu başlatıp okumanız önerilir. Zira hikayenin içersinde kendinizi bulmanız daha da kolay olur.

Hazırlık Süreci

londra-yagmurlu

Her zamanki gibi alarmımdan 1 saat erken uyandım, alarmımı kapatıp sağlam bi gerildim. Gerilmem biter bitmez yatağımın yanında bulunan dresuardaki 1 bardak suyumu içtim. Ev oldukça hareketliydi, görünen o ki evde heycanlı olan sadece ben değilim. Hemen ayağa kalktım ve perdeyi açtım. Klasik bir Londra sabahıydı; olabildiğince bulutlu, biraz yağışlı ve karanlık…

Hemen odamdan çıktım, yüzümü dahi yıkamama fırsat vermeyen babam karşımda duruyordu. Hazırladığım valizleri açmış, kontrol etmiş ve eksiklerini gidermişti. Kahvaltı da dahil her şeyi hazırlamıştı, hindi füme ve sahanda yumurta, en sevdiğim ikili..

Kahvaltının ardından direkt evden çıktık. Babam, ben doğar doğmaz annemden ayrılmıştı ve ben annemi hiç görmedim. Eksikliğini hiç hissettirmeyen babam, oldukça tezcanlı bir adamdı. Her şeyi 2 3 kere planlar 8 9 kere kontrol ederdi. Tıpkı bugün çıkmamız gereken saatten 1 saat önce yolda olmamız gibiydi. Planımızı yapıp sabah saat 8 de evden çıkmayı düşünmüştük ancak planımızın yolunda gitmeyeceğini düşünerek planımıza yeni bir plan daha ekleyip 1 saat erken çıkarmıştı bizi.

Nihayet Hogwarts Express’e bineceğim tren istasyonuna geldik. Biraz oyalandık ve artık vakit gelmişti. Bir muggle olmasına rağmen her şeyi bilen ve yine 3 kere düşününp 9 kere tekrar eden babam, bana geçitten geçmem için taktikler veriyordu. Ne sağımızda birisi vardı ne de solumuzda zira olsaydı oldukça utanırdım çünkü sanki ömrünün tamamamını 9-3/4 peronuna binecekler için geçitten nasıl geçilmesi gerektiğini anlatmak için beklemiş gibiydi. Aslında eğlenceliydi, özleyeceğim seni baba.

Hogwarts Express’i

hogwarts-treni

Nihayet geçitten geçecektim. Geçmeden önce babama sımmmmmmsıkı sarıldım ve yanağına oldukça güzel bir öpücük kondurdum. Sonra arkama bakmadan direkt geçide doğru koştum. Tıpkı babamın dediği gibi yaptım, hiç de zorlanmadım. Ha bu arada arkama bakmadım çünkü babamın bana her zaman söylediği bir laf vardır. Gölgede durursan, gölgeden büyük olamazsın. O yüzden gidiyorum, babamdan bile daha büyük biri olabilmek için.

Geçitten geçtikten sonrası her yer oldukça eğlenceliydi, sanki bir karnaval vardı ve ben merkezine doğru gidiyordum.

Nihayet expressin yanına geldim, binmeden önce çift başlı doğmuş olan evcil hayvanım Neilya’yı (su yılanı; tamamen zehirsiz, ortalama 17 cm ve oldukça sakin) kontrol ettim, ona merak etmemesi gerektiğini çünkü az kaldığını söyledim ve tekrardan kafesine koydum. Expresse adımımı attım ve hiç olmayan o heyecan sanki kalbimi tututurmuşçasına belirdi. Nefes alışım değişmişti, artık gerçeklerle yüzyüzeydim. Bu tren birazdan gidecekti ve ben babamdan çok ama çok uzaklaşacaktım. Umarım bunca fedakarlık iyi bir şey içindir.

Stress ve heyecanımın en yoğun noktasında odaya güzel kıvırcık saçlı bir kız geldi, adı Neyla idi ve bana selam verdi. Yanıma oturdular, evet oturdular çünkü küçük bir maymunu vardı ve oldukça sevimliydi. Daha Neyla odaya giremeden satıcı da onunla beraber odaya dalmıştı. Tüm heyecanımı yenmeye başladım çünkü bir insan harika bir maceraya çıkıyorsa ve sonunu düşünürken endişeye kapılıyorsa bu endişelerini yenmesinin iki yolu vardı;

birincisi bir yoldaş bulmak.

ikinicisi ise tatlı mı tatlı şekerler.

Kısa süren bir yolculuğun ardından Hogwarts’a gelmiştik. Kapıda bizi ünü oldukça yayılmış bekçi Hagrid beklemekteydi. Eşyalarımızı taşımamıza yardımcı oluyordu, yer yer yersiz şakalarla küçük öğrencilerin stressini azaltmaya çalışıyordu ancak istemeden bir çocuğun valizini suya düşürünce çocuğun çığlıkları her yanı sardı. Artık etraf çok daha stressliydi..

Hogwarts ve Akşam Yemeği

hogwarts-buyuculuk-okulundaki-ilk-gunum

Hogwarts’a girer girmez sıraya geçmiştik. Müdürümüz bir kadındı, ismini hatırlayamadım ama Claire gibi bir şeydi, bizleri yasak ormana girmememiz ve akşam yemeğinden sonra koridorlarda gezmememiz konusunda iyice uyardı. Birazdan seçmen şapkanın yanına gideceğimizi ardınadan bölümümüzün belli olacağını söyledi. Sonrasında enfes bir ziyafet çekecekmişiz. İnşallah hakkımda hayırlısı olur diye duaya başladım ancak inanın anlamını pek düşünmüyordum zira bu da babamın bana öğrettiği şeylerden biriydi.

Seçmen şapkanın olduğu dev yemekhaneye girdik. Şapka sanki yıllardır ağzı kapalıymışçasına konuşuyordu, yok bunun saçları yok Hagrid’in kaşları… Müdüre hanım ise bunun farkında olsa gerek ki hemen başlıyoruz yoksa bu şapkanın çenesinden çekeceklerimiz var dedi.

Şans o ki yüzlerce yeni öğrencinin olduğu bir zamanda şapkanın yanına gidecek ilk kişi bendim. Direkt benim adım söylendi. Rei Heslon..! Hemen koşarak şapkanın yanına doğru yola koyuldum. 5-6 metre uzunluğunda kırmızı bir halı ve ortalama 15-20 basamaklı bir merdiven vardı önümde. Koşmayı daha uygun görmüştüm ki koşarken halının kenarındaki püsküllere takıldım. Hafif sendeledim ancak toparladım çünkü güçlü bir erkek bunca kalabalığın önünde asla düşmemeli, düşemez..

Şapkanın yanına geldim, karanlık sanatlara karşı savunma hocamız Ron Weasley şapkayı kafamın üzerine koydu, şapka daha havadaydı ki Slytherin dedi ve yerime geri döndüm. Toplamda 1 salise sürmüştü. Olanları düşünüyorum da Slytherin tam da benim istediğim bir yerdi. Harika bir büyücü olmalıydım. Güçlü ve bir o kadar da mütevazi. 7 yaşındayım ve babamla bu konuları konuşmaya başladığımız ilk andan itibaren hep bunu istemiştim yada babam aklıma bunları sokmuştu.

Ortalama 1 saat 15 dakikalık bir sürenin ardından kendi bölüm yerlerinde oturmaya başlamış çocuklarla tüm salon hazırdı. Müdüre hanım asasını ortalama 3 kere kendi ekseni etrafında çevirdi ve bir şeyler mırıldandı. Yeni öğrencilerin hiçbiri şaşkınlığını gizleyemedi zira her masada farklı yemek vardı ve her masadaki yemek herkesin kendi sevdiği yemekti. Bu inanılmazdı diye düşünürken Neyla ile göz göze geldik. Evet o da Slytherinliydi ancak konumuz o değil, konumuz bir tam tavuk butunu tüm olarak ağzına sokmuştu ve göz göze geldiğimiz anda içtiği kök birasını burnundan püskürtmüştü. Tüm slytherin bölümünü eğlence havası ele geçirdi. Neyla bu durumdan hiç utanmıyordu ve oldukça mutluydu. O zaman fark ettim ki o harika bir kızdı.

Yerimiz Yurdumuz Belli Baba

hogwarts-odalari

Yemekler yendi Müdüre hanım ellerini şıklattı ve bir anda masalar temizlendi, bölüm başkanı olan öğrenciler kendi bölümlerindeki öğrencileri peşlerine taktı ve kendi binalarına götürdü. Hareketli tabloların olduğu koridorlardan geçtik. Hareketli merdivenler de oldukça baş döndürücüydü. Epeyce yürüdük ancak hiç yorulmadık çünkü sanki masal kitabından bi sayfa okuyor gibiydim, her şey yeni bir bilinmezlik her şey yeni bir macera. En sonunda bir kapının önünde durduk. Kapının üzerinde bir şövalye tablosu vardı. Şövalyenin kalbine bir mızrak saplanmıştı ve tam saplandığı an resmedilmişti yani ölmeden önceki an. Sonsuza dek tablonun içinde yaşayacak oysa 1 saniye daha geç kalınsa sonsuza kadar ölecekti.

Tablonun önüne gelinir gelinmez bölüm başkanı Cliff, tabloya döndü ve “Ömürden bir saniye, Yaşamak için bir umut” dedi. Tablo açıldı ve Cliff bize dönüp her ne kadar size tekrar etsem de zaten birçoğunuz unutup duracak o yüzden bilenler bilmeyenlere söylesin beni uğraştırmasın dedi. Oldukça iri yarı ve gözü pek biriydi e tabi biraz da kabaydı.

Odamızın önüne geldik. Bir tane siyahi bir tane de çekik gözlü bir çocukla aynı odada kalıyorduk. Henüz tanıştık ki babama mektup yazmaya karar verdim. Bu benim Hogwarts’taki ilk günümün günlüğü, elimden geldiğince tüm yaşadıklarımı anlattım.

Sana söz veriyorum baba, her günümü dolu dolu yaşayacağım. Her anımı çok iyi değerlendireceğimi

Rei Heslon


Hikayeyi yazarken oldukça kısa tutmaya özen gösterdim çünkü hem okuması daha kolay hem de öncü (bu konseptteki ilk) içerikti. Fikirlerinizi yorum olarak belirtirseniz bu ve buna benzer olacak içerikleri daha kolay bir şekilde üretebilirim.

Eğer bu tarz fantazi içerikleri üretmemi desteklerseniz, isterseniz çok daha detaylı çok daha heyecanlı içerikler üretebilirim yada bu seriyi devam ettirebilirim. SON.

2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu